ATO Başkanı Baran: Türkiye Yeni Küresel Tedarik Üssü Oluyor
ATO Başkanı Gürsel Baran, İran-Amerika-İsrail hattındaki gerilimin, Türkiye’yi tedarik zincirlerinde önemli bir alternatif haline getirdiğini söyledi. Baran, küresel şirketlerin Türkiye’ye ilgisinin arttığını, katma değerli üretim ve teknoloji odaklı büyümenin ise belirsizliklere karşı en güçlü sigorta olduğunu vurguladı.
Ankara Ticaret Odası Başkanı Gürsel Baran, Oda'nın Mart ayı olağan meclis toplantısında yaptığı konuşmada, ABD ve İsrail ile İran arasındaki savaşın dünya ekonomisine ve enerji piyasalarına olan etkilerini değerlendirdi.
Baran, küresel petrol ticaretinin büyük kısmının ve sıvılaştırılmış doğalgaz taşımacılığının geçtiği Hürmüz Boğazı’nın kapanmasının enerji arzını, ticaret yollarını ve dünya genelindeki fiyat dengelerini önemli ölçüde etkilediğini vurgulayarak, “Petrol fiyatlarındaki artış; üretimden lojistiğe, gıdadan sanayiye ve sigortacılığa kadar birçok alanda maliyetleri artıran zincirleme bir etki yarattı. Akaryakıt fiyatlarındaki yükseliş, taşımacılıktan tarıma, tedarik zincirlerinden tüketici fiyatlarına kadar pek çok alanı doğrudan etkiliyor. Hürmüz Boğazı’ndaki olası bir kapanma, deniz taşımacılığı ve sigorta maliyetlerinin artmasına, küresel ticarette ise belirsizlik havasının hakim olmasına neden oluyor. Tankerlerin boğazda beklemek zorunda kalması sigorta primlerini yükseltiyor ve piyasalarda endişe yaratıyor,” diye konuştu.
Enerji maliyetlerindeki artışın, tarımdan sanayiye kadar tüm sektörlerde üretim ve lojistik harcamalarını yükselttiğine dikkat çeken Baran, “Hükümetimiz eşel mobil sistemiyle akaryakıt fiyatlarındaki yükselişin doğrudan piyasalara yansımasını engellemek için önemli bir adım attı. Eğer ÖTV tamponu kullanılmasaydı, bugün akaryakıt fiyatları litre başına 100 TL’yi aşabilirdi,” dedi.
Teknoloji temelli büyüme en büyük güvence
Baran, tüm bu küresel gelişmeler karşısında Türkiye’nin sahip olduğu güçlü üretim altyapısı, aktif özel sektörü ve stratejik konumuyla ekonomisini korumak için yoğun çaba gösterdiğini belirtti ve şunları söyledi:
“Avrupa ile Asya arasında bir köprü olan ülkemiz, tedarik zincirlerinin yeniden şekillendiği bu dönemde önemli bir alternatif merkez haline geliyor. Küresel firmalar, üretim ve lojistik ağlarını çeşitlendirme arayışında Türkiye’ye daha fazla ilgi gösteriyor. Bu süreçte katma değerli sektörlere yönelmek, ihracatı çeşitlendirmek ve teknoloji odaklı büyümeyi desteklemek küresel belirsizliklere karşı en sağlam güvencemiz olacaktır.”
Savunma sanayiindeki tecrübenin önemi daha iyi anlaşıldı
Baran, dünyadaki gelişmelerin Türkiye’yi de yakından ilgilendirdiğini belirterek, “Ülkemiz, komşu ülkelerde yaşanan krizlerin Türkiye’ye olumsuz etkilerini önlemek için dengeli bir politika izledi ve sorunların sağduyuyla çözülmesinde kararlı bir tutum sergiledi. Aynı zamanda ekonomide de istikrarı sağlamak için çaba gösterdi. Türkiye’nin savunma sanayiindeki gücü ve köklü diplomasi geleneği, bölgemizde barış ve istikrarın teminatı olduğumuzu bir kez daha kanıtladı,” ifadesini kullandı.
Baran ayrıca, Avrupa Birliği’nin üretim kapasitesini kendi sınırlarına çekmek, kritik sektörlerde dışa bağımlılığı azaltmak ve özellikle Çin’e karşı rekabet gücünü artırmak amacıyla “Made in EU” stratejisini başlattığını, Türkiye’nin de bu sürece dahil edilmesinin önemli olduğunu söyledi. Otomotiv ve çelik sektörlerini yakından ilgilendiren bu gelişmeyle, Türk malı araç ve çelik ürünlerinin Avrupa’da “yerli” kabul edileceğini belirten Baran, “Bu adım, ülkemizin yatırım çekme kapasitesini de artıracak. Çin’e alternatif arayan büyük küresel firmalar, Türkiye’yi ‘Made in EU’ statüsüyle öne çıkan bir üretim merkezi olarak değerlendirecekler,” dedi.