Özgür Özel’den Aydınlara Birlik Mesajı: "Kara Düzen Hepimizi Esir Alır, Birlikte Mücadele Şart"
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, İstanbul’daki “Benim Adım Özgürlük” etkinliğinde yaptığı konuşmada, mevcut düzenden çıkış için toplumsal birliktelik çağrısında bulundu. Özel, kimsenin tek başına bu kara düzenden kurtulamayacağını vurguladı.
Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Özgür Özel, İstanbul’da düzenlenen “Benim Adım Özgürlük: Sanatın, Sözün ve Özgürlüğün Buluşması” adlı etkinliğe katıldı.
Etkinlikte birçok programın ardından konuşma yapan Özgür Özel, “Bunca güzel sesin ardından benim sesim nasıl çıkacak bilmiyorum. O sabah demiştik ki; ‘Bugün ne olacaksa olacak. Saraçhane dolarsa kazanacağız, bu darbeyi geri püskürteceğiz. Yoksa, kimse gelmezse onlar kazanacak.’ O gün toplu taşımayı durdurdular, metroları kapattılar, vapurları çalıştırmadılar, köprüleri kaldırdılar. Buna rağmen Saraçhane’ye akın eden gençlere, CHP’lilere, İstanbul’a, tüm demokrasiye inananlara ve partimizin örgütüne selam olsun. Her bir ilçenin başkanına, kadın ve gençlik kollarına, il yönetimine, adaşım olan il başkanıma ve tüm acılarını bir kenara bırakarak direnen ailelere, eşlere, annelere, babalara, çocuklara teşekkür ediyorum. Hepinizin hakkı ödenmez,” dedi.
Açıklamasını şöyle sürdürdü:
“ZOR GÜNLERİ BERABER AŞTIK”
“19 Mart darbesinin üzerinden tam bir yıl geçti. O günden bugüne meydanlarda hep söyledik; ‘Birlikte köprülerden geçtik, birlikte türküler söyledik. Zorlukları omuz omuza aştık, güzellikleri birlikte hayal ettik. Bazen sesimiz kısık çıktı ama türkü söylemekten vazgeçmedik. Yolda sendeledik, ama asla geri adım atmadık. Sustuk mu? Asla. Direnmekten vazgeçtik mi? Hiçbir zaman!’ Bir yıl boyunca 100 farklı eylemde yan yana olanlara, direnenlere ve bu ülkeyi yarınlara taşıyanlara selam olsun. Partimizin araçları 100 bin kilometre yol yaptı, eylemlere katılanların sayısı 16 milyona yaklaştı. Bugün mücadelemizin 374. gününde dostlarımızla bir aradayız. Özgürlükten, aydınlık yarınlardan söz ediyoruz. Karşımızda ise baskıcı, yasakçı bir iktidar var. Milletin iradesine karşı duranlar, tarihe darbeci olarak geçecek olanlar onlar.”
“HER DARBENİN HEDEFİNDE AYDINLAR VE SANATÇILAR VARDI”
“Değerli dostlar, bu topraklar nice zor dönemlerden geçti. Her askeri müdahalede sanatçılar, gazeteciler, aydınlar hedef alındı. Tutuklandılar, işkence gördüler; ama dik duruşlarından, kalemlerinden ve sözlerinden ödün vermediler. Bugün cezaevinde olan Merdan Yanardağ, Alican Uludağ ve İsmail Arı’ya özlemle selam gönderiyorum. Tıpkı onlar gibi kalemini satmayan gerçek gazetecilere, cesur sanatçılara ve toplumun vicdanı olan akademisyenlere teşekkür ediyorum. Bizler, milletimizin bize emanet ettiği sorumluluğu yerine getirmek zorundayız. 100’üncü eylemi Çanakkale’de yaptık, şimdi 101’inci için Kuşadası’na gidiyoruz. Şunu da unutmayalım; gazeteciler, sanatçılar, iş insanları da bu ülkenin geleceğinden bizim kadar sorumludur. En azından cezaevindeki meslektaşlarına sahip çıkmak zorundalar. Kimse bu düzeni tek başına değiştiremez. Korkanlara, susanlara, geri duranlara sesleniyorum: Kurtuluş tek başına mümkün değil. Ya hep birlikte başaracağız, ya hepimiz kaybedeceğiz. Ya beraber kazanacağız, ya da hepimiz perişan olacağız.”
“GÜCÜ ALAN DARBE YAPTI”
“Darbelere, yasaklara karşı mücadele vaadiyle iktidara gelenler, ellerine güç geçince kendileri darbeci oldu. Geçmişin acılarını unutturmadılar, tam tersine yeniden canlandırdılar. 27 Mayıs, 12 Mart, 12 Eylül’ün darbecileri tanklarla gelmişti, bugün ise yargı cübbeleriyle gelenler var. Yargıç ve savcı cübbeleri, kimsenin karşısında düğme iliklenmesin diye düğmesizdir. Ancak şimdi sarayın önünde düğme diken yargıçlar var. Ailelere, eşlere, çocuklara zulüm ettiler; bir kişinin arzusu için 86 milyona kaybettirmekten çekinmediler. Ülkenin demokrasisi ve adalet sistemi büyük yara aldı. Millet kaybetti, darbeciler ise makam ve servet elde etti. Bir avuç insan, hak etmedikleri bir zenginliğe kavuşurken, dürüst başkanlarımızı yolsuzlukla suçlayıp cezaevine gönderdiler. Biz böyle kirli bir düzenle mücadele ediyoruz. Bu ülkede özgür düşünce hiçbir zaman rahat bırakılmadı, şimdi de bırakılmıyor. Peki biz ne yapacağız? Susacak mıyız yoksa direnmeye devam edecek miyiz? ‘Başıma bir şey gelir’ diye susan gazetecilere sesleniyorum. Konuşanlara, yazanlara, mücadele edenlere değil; korkup susanlara soruyorum: Gidecek olan bir iktidarın tehditlerine boyun mu eğeceksiniz, yoksa kaleminizi savunacak mısınız? Sanatçılarımıza, burada olanlara, meydanlarda bizimle birlikte olanlara teşekkür ediyorum. Sözünü saklayanlara ise soruyorum: Sazınızı, sözünüzü duvara mı asacaksınız, yoksa cesaretle bu milletin türküsünü söylemeye devam edecek misiniz?”
“BU ZOR GÜNLERİ ELBET GERİDE BIRAKACAĞIZ”
“Bugün yanımızda olan tüm sanatçılara teşekkür ediyorum. Eminim ki bu baskılar, bu zor günler er geç sona erecek. Darbeciler gidecek, biz yine türkülerimizi birlikte söyleyeceğiz. Bu ülkenin şiirlerini, şarkılarını hep birlikte okuyacağız. O gün geldiğinde Ekrem Başkanımız, yol arkadaşlarımız, ailelerimiz ve örgütümüzle el ele, kol kola yine burada olacağız. Şimdiden o güne sesleniyorum: ‘Arkamızda karanlık, önümüzde güneş dolu bir sofra. Dostlarla birlikte, umudun etrafındayız.’ Tüm sanatçılarımızı, Dilek Hanım’ı, il başkanımızı, büyükşehir ve ilçe belediye başkanlarımızı, kadın ve gençlik kollarımızla birlikte buraya çağırıyorum. Hep birlikte dostluğun ve umudun sofrasındayız.”