Mahfi Eğilmez Türkiye’de Ekonomik Kriz Var mı Sorusuna Yanıt Verdi
Mahfi Eğilmez, Türkiye’de gelir dağılımındaki bozulmanın kriz algısını derinden etkilediğine dikkat çekti. Eğilmez’e göre, ekonomik sıkıntılar toplumun farklı kesimlerinde farklı şekilde hissediliyor ve gelir grupları arasında kriz algısı belirgin biçimde ayrışıyor.
Ekonomist Mahfi Eğilmez, Türkiye’de ekonomik kriz tartışmalarına dair yaptığı analizde gelir dağılımındaki eşitsizliğe işaret etti. Eğilmez’e göre, toplumun üst gelir grupları yaşananları “pahalılık” olarak nitelerken, alt ve orta sınıflar ise bu durumu doğrudan “kriz” şeklinde yaşıyor. Bu durum, ekonomik dalgalanmaların farklı toplumsal kesimlerde farklı etkiler yarattığını gösteriyor.
KRİZİN ALGILANMASI KONUMUNUZA GÖRE DEĞİŞİYOR
“Türkiye’de kriz var mı?” sorusunu ele alan Eğilmez, bu sorunun yanıtının herkese göre değiştiğini belirterek şöyle diyor:
Aslında bu sorunun cevabı oldukça net: Kişinin toplumdaki konumu, yani gelir skalasında bulunduğu yer, algısını belirliyor.
Tırmık, toprağı düzlemek için kullanılan dişli bir araç olduğu kadar, gelir dağılımını anlatmak için de çarpıcı bir benzetme sunuyor. 2024 yılı Türkiye gelir dağılımı verilerine bakıldığında, nüfusun en zengin yüzde 40’lık kesimi toplam gelirin yüzde 70’ini alırken, kalan yüzde 60 ise gelirin sadece yüzde 30’una sahip.
Türkiye’yi beş dişli bir tırmık gibi düşünürsek; her diş nüfusun yüzde 20’sini simgeliyor. En üstte varlıklı kesim, ardından yüksek gelir grubu, ortada giderek daralan orta sınıf, onun altında düşük gelir grubu ve en altta ise yoksullar yer alıyor. Eğilmez, bu tabloyu tırmık benzetmesiyle şöyle özetliyor:
"
ÜST VE ALT GELİR GRUPLARINDA GERÇEKLİK FARKI
Eğilmez, üst gelir gruplarının mevcut ekonomik koşullara daha rahat adapte olabildiğini belirtiyor. Bu kesim, gelirlerini enflasyona göre ayarlayabildiği için harcama alışkanlıklarını da sürdürebiliyor.
Üst gruplarda hayatın büyük oranda normal akışında devam ettiğini söyleyen Eğilmez, bu kişiler için ekonomik süreçlerin genellikle “kriz” olarak değil, “pahalılık” şeklinde algılandığını ifade ediyor.
Alt gelir gruplarında ise durum tam tersine işliyor. Bu kesim, gelirini artırma imkânı bulamadığından, enflasyon karşısında alım gücü hızla eriyor. Temel ihtiyaçlara ulaşmak daha da zorlaşırken, yaşam standartları geriliyor. Sonuç olarak, alt tabakalar için bugünkü ekonomik tablo doğrudan “kriz” anlamı taşıyor.
ORTA SINIFTA DARBOĞAZ BÜYÜYOR
Orta sınıfın ise iki uç arasında sıkıştığına işaret eden Eğilmez, bu grubun gelirlerinde yükseliş olsa da artan hayat pahalılığı nedeniyle refah seviyesinin düştüğünü söylüyor.
Eskiden kolaylıkla erişilebilen pek çok mal ve hizmet artık orta sınıf için de ulaşılmaz hale gelmiş durumda. Eğilmez, bu nedenle orta sınıfın önemli bir bölümünün de yaşananları “kriz” olarak gördüğünü belirtiyor. Aynı ekonomik ortamda farklı toplumsal katmanlar bambaşka deneyimler yaşarken, gelir adaletsizliği de gözler önüne seriliyor.
ENFLASYONA YAKLAŞIM SINIFLARA GÖRE DEĞİŞİYOR
Eğilmez, Türkiye’de uzun süredir devam eden yüksek enflasyonun da bu algı farklılığını artırdığı görüşünde. Üst gelir grubundakiler, enflasyonu sıradan bir olgu gibi karşılıyor.
Bu kesimler enflasyondan şikâyetçi olsa da bunu bir kriz olarak görmezken, alt ve orta sınıflar için enflasyon doğrudan yaşam standartlarının düşmesi anlamına geliyor.
'KRİZİ HERKES FARKLI YAŞIYOR'
Eğilmez, ekonomik krizin toplumun tamamına aynı şekilde yansımadığını şu sözlerle özetliyor:
Kriz, herkesin aynı ölçüde yaşadığı bir durum değil. Enflasyon gibi, kişisel bir deneyim. Kimileri için yalnızca bir rakamdan ibaretken, kimileri içinse günlük hayatın vazgeçilmez bir gerçeği. Sonuç olarak, herkes gelir skalasında bulunduğu yere göre bambaşka bir Türkiye’de yaşamını sürdürüyor.