Connect with us

Hi, what are you looking for?

Gündem

Halkın Enerji Hakkı: Elektrik Çağına Karşı Sermayenin Anarşisi

Enerjinin özel mülkiyete ve piyasa kaosuna tabi olması, halkın enerji hakkını tehdit ediyor. Çözüm ise merkezi planlama ve kamucu bir anlayışla enerji yapısının yeniden inşasından geçiyor.

Uluslararası Enerji Ajansı (IEA), bu ay başında yayımladığı “Elektrik 2026” raporuyla, küresel elektrik talebinin sanayi, elektrikli araçlar (EV), ısı pompaları ve veri merkezlerinin artan kullanımıyla yeni bir döneme girdiğini duyurdu. Rapora göre, 2026-2030 döneminde yıllık ortalama %3,6 oranında bir artış bekleniyor.

Bu oran, son on yılın ortalamasının yaklaşık %50 üzerinde bir büyümeyi işaret ediyor. 15 yıllık durgunluğun ardından, gelişmiş ekonomilerde talep yeniden canlanırken, Çin, Hindistan ve Güneydoğu Asya büyümenin ana motorları olmaya devam ediyor. Küresel elektrik talebinin 2024 yılında ekonomik büyümeyi geride bırakması ve bu eğilimin önümüzdeki yıllarda devam etmesi öngörülüyor. 2030 yılına kadar elektrik tüketiminin toplam enerji talebinden en az 2,5 kat daha hızlı büyümesi ve dünyanın elektriğe dayalı bir ekonomiye geçişini hızlandırması bekleniyor.

VERİ MERKEZLERİ VE YAPAY ZEKÂ: ENERJİ TEKELLERİ

Rapor, önümüzdeki dönemdeki talep artışının en büyük motorlarından birinin veri merkezleri ve yapay zekâ olacağını vurguluyor. Amerika Birleşik Devletleri’nde beklenen talep artışının yaklaşık yarısı, veri merkezlerinin genişlemesinden kaynaklanacak. Birleşik Krallık ise dev veri merkezleri için “Yapay Zekâ Büyüme Bölgeleri” oluşturarak bu alanlara şebeke önceliği tanıyor.

Burada dikkat çeken bir eleştiri, sermaye sınıfının kendi kârlarını maksimize etmek için enerji kaynaklarını hızla tüketmesi. Küba’da ambargo nedeniyle 10 milyon insan karanlıkta kalırken, küresel güneyde milyonlarca kişi elektrik kesintileriyle mücadele ediyor. Diğer yandan, teknoloji devlerinin enerji şebekelerini “stratejik” adı altında parsellemesi, emperyalist bir enerji gaspı olarak değerlendiriliyor.

SERMAYEYE SÜBVANSİYON, HALKIN SIRTINA VERGİ

Raporun dikkat çeken bir diğer bulgusu, konut elektrik fiyatlarının 2019’dan bu yana gelirlerden çok daha hızlı artması. Çoğu ülkede hane halkı elektrik fiyatlarındaki artış, reel kazançlar ve enflasyon oranlarının çok üzerinde seyrediyor. Bu durum, halkın cebinden çıkan paranın piyasanın insafına terk edilmesine neden oluyor.

Ayrıca, bu fiyat artışları yalnızca yakıt maliyetleriyle ilgili değil. Faturaların içindeki şebeke ücretleri ve vergiler, halkın üzerinde ağır bir yük oluşturuyor. Birçok ülkede elektrik, fosil gaza oranla daha yüksek vergilendiriliyor; bu da yoksul kesimlerin temiz enerjiye geçişini imkânsız kılıyor. Avrupa devletleri ise “Clean Industrial Deal” gibi paketlerle enerji yoğun sanayi devlerine milyarlarca Euro sübvansiyon dağıtıyor. Halkçı bir program, sanayiye verilen gizli desteklerin durdurulmasını ve her haneye insani yaşam sınırına kadar ücretsiz elektrik sağlanmasını savunuyor.

PİYASA KAOSU VE ŞEBEKE DARBOĞAZI: PLANLAMA ŞART

2030 yılına kadar küresel elektriğin yarısının düşük karbonlu kaynaklardan geleceği öngörülse de, bu dönüşümün hızı hâlâ sermayenin kârlılık oranlarına bağlı. IEA’nın tüm gelecek kestirimlerinde doğalgaz başta olmak üzere fosil yakıtların payının yatay bir seyir izleyeceği görülüyor. Çin ve Hindistan gibi büyük ekonomiler için yapılan yatırımlar bir yana, kömür hâlâ en büyük enerji kaynağı olmaya devam ediyor.

Raporun belirttiği “esneklik” çözümleri (bataryalar, talep katılımı vb.) tamamen piyasalaştırılmış durumda. Brezilya’da rüzgâr ve güneş enerjisinin sisteme entegre edilememesi sonucu %26’ya varan kesintiler yaşanıyor. Kapitalizm, doğanın sunduğu değişken enerjiyi bile bir borsa oyununa dönüştürmüş durumda. Halkçı bir enerji dönüşümü, ekolojik dengeleri gözeten, kâr gütmeyen ve toplumsal mülkiyete dayanan bir üretim tarzını inşa etmelidir.

IEA verileri, dünya genelinde 2.500 GW’tan fazla yenilenebilir enerji ve depolama projesinin şebekeye bağlanmak için beklediğini gösteriyor. Bu, serbest piyasanın plansızlığının ve “herkesin kendi kârı peşinde koştuğu” üretim modelinin iflasını gözler önüne seriyor. Sermaye sınıfı, iletim hatlarına yatırım yapmak yerine kısa vadeli üretim kârlarına odaklanmış durumda, bu da şebekelerin kilitlenmesine yol açıyor.

Rapora göre, şebeke yatırımlarının 2030’a kadar %50 artması ve yıllık 400 milyar dolardan 600 milyar dolara çıkması gerekiyor. Ancak bu devasa altyapı maliyeti, mevcut sistemde yine halkın faturalarına “şebeke ücreti” olarak yansıtılacak. Halkçı bir yönetimde, tüm enerji altyapısı kamulaştırılmalı ve bu yatırımlar halkın sırtından değil, enerji devlerinin birikmiş kârlarından karşılanmalıdır.

ÖZELLEŞTİRMENİN FATURASI KARANLIKTIR

Son dönemde Brezilya, Şili ve İber Yarımadası’nda yaşanan büyük ölçekli elektrik kesintileri, modern ekonomiler için elektrik güvenliğinin önemini bir kez daha gözler önüne seriyor. Güç sistemleri; eskiyen altyapı, aşırı hava olayları, siber tehditler ve diğer güvenlik açıklarıyla karşı karşıya. Değişen sistem ihtiyaçlarını karşılamak için güncellenmiş şebeke kodları, gelişmiş izleme sistemleri ve modernize edilmiş operasyonel çerçeveler gerekmektedir.

Bu olaylar, kritik altyapının özel şirketlerin “maliyet düşürme” hırsına terk edilemeyeceğini gösteriyor. Güvenlik ve yedekleme sistemleri, özel sektör için sadece bir maliyet kalemi; halk için ise hayati bir ihtiyaç. Enerji sistemleri, teknokratik bir yönetimden çıkarılmalı, çalışan denetimi ve kamusal şeffaflıkla yönetilmelidir.

SONUÇ: HALKÇI BİR ENERJİ PROGRAMININ İLKELERİ

IEA’nın 2026 raporu, mevcut sistemin içinde kalarak teknik yamalarla (şebeke güçlendirici teknolojiler, piyasa reformları vb.) sorunu çözmeye çalışıyor. Ancak temel sorun, enerjinin özel mülkiyete ve piyasa anarşisine tabi olması. Çözüm, üretimden dağıtıma kadar tüm yapının, kâr amacı gütmeyen tek bir kamu kurumu altında birleştirilmesi ve merkezi bir plan ile kamucu bir anlayışla alanın yeniden yapılandırılmasından geçiyor. Ayrıca, modern bir zorunluluk olan şebeke senkronizasyonu ve enterkonnekte sistemlerin inşası, Baltık ülkelerinde olduğu gibi jeopolitik bir silah olarak değil, halkların dayanışması ve ortak güvenliği için kullanılmalıdır.

Elektrik Çağı, ancak halkın kontrolünde olduğunda gerçek bir ilerleme ve aydınlanma çağı olacaktır. Aksi takdirde, raporun da itiraf etmek zorunda kaldığı üzere, yalnızca sermayenin kârlarını aydınlatan, halkı ise borç ve karanlığa mahkûm eden bir dönemden öteye geçemeyecektir.

Click to comment

Ekonomi

Mazot ve gübre desteği 2026’da ne kadar oldu? Dekar başına 310 TL ödeme detayı, Ziraat Bankası ödeme takvimi, e-Devlet ÇKS sorgulama ekranı

Ekonomi

e-Devlet emekliye nakit destek başvurusu başladı mı? Kimler alabilir, gelir şartı nedir, başvuru ekranı ve ödeme detayları.

Gündem

Borsa İstanbul Kıymetli Madenler Piyasası’nda standart altının kilogram fiyatı, yüzde 0,6 artışla 7 milyon 320 bin liraya ulaştı.

Ekonomi

Kademeli emeklilik çıkacak mı, ne zaman çıkacak? 2000 sonrası girişliler için erken emeklilik iddiaları, uzman yorumları ve Meclis beklentileri. Son dakika kademeli emeklilik