Cumhurbaşkanı Erdoğan: Sevgi, Barış ve Kardeşliği Bölgemizde Yüceltmeyi Sürdüreceğiz

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Orta Doğu’daki çatışmalara ilişkin Türkiye’nin süreci en başından doğru analiz ettiğini vurguladı. Erdoğan, ülkenin hiçbir zaman tuzaklara düşmediğini ve devlet aklını koruduğunu ifade etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Sevgi, Barış ve Kardeşliği Bölgemizde Yüceltmeyi Sürdüreceğiz

Cumhurbaşkanlığı Kabinesi, AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde bugün bir araya geldi.


Toplantı sonrası basın mensuplarına açıklamalarda bulunan Erdoğan, şu ifadelere yer verdi:


"Bayramın üçüncü günü Katar'dan gelen acı haber hepimizin yüreğini burktu. Katar-Türk Birleşik Müşterek Kuvvet Komutanlığı'nda eğitim uçuşu yapan bir helikopterin kaza yapması sonucu, dördü Katarlı olmak üzere yedi personel hayatını kaybetti. Şehitlerimiz Hava Savunma Binbaşı Sinan Taştekin, ASELSAN teknisyenleri Süleyman Cemre Kahraman ve İsmail Enes Can ile Katar ordusu mensuplarına Allah'tan rahmet diliyorum. Katarlı dostlarımızın acısını paylaşıyor, şehitlerimizin ailelerine ve yakınlarına başsağlığı diliyorum."


"NEVRUZ'U BAHANE EDENLERE GÖZ AÇTIRMAYACAĞIZ"

Bu yıl Ramazan Bayramı'nın ikinci günü, doğanın uyanışını simgeleyen Nevruz’a denk geldi. Yüzyıllardır Anadolu’dan Kafkasya’ya, Orta Asya’dan Orta Doğu’ya kadar pek çok toplumun coşkuyla kutladığı Nevruz, geçmişte zaman zaman huzur bozucu olaylara da sahne olmuştu. Ancak son iki yılda, Terörsüz Türkiye hedefimiz doğrultusunda bu tür provokasyonların azaldığını gözlemliyoruz. Diyarbakır ve İstanbul'da Nevruz’u bahane edip toplumumuzun huzurunu kaçırmaya çalışanlara karşı da kararlılıkla müdahale ettik. Nevruz’un anlamına zarar verecek girişimlere asla izin vermeyiz.


Son dönemde, Türkiye’de terörsüz bir gelecek inşa etme çabamıza zarar vermek isteyen tüm girişimler karşısında tavizsiz duruyoruz. Türkiye’nin bu olumlu rotasından, hiçbir provokatör ya da onların arkasındaki güçler bizi geri döndüremeyecek. Karşılaştığımız tüm zorluklara rağmen, 17 aydır büyük bir kararlılıkla yürüttüğümüz bu süreci başarıya ulaştıracağız. Yolumuz zor olsa da ülkemizin önü aydınlıktır, geleceği parlaktır.


"SİLAH VE ŞİDDETİN GERİDE KALMASIYLA EN BÜYÜK FAYDAYI ÜLKEMİZ GÖRECEK"

Terörsüz Türkiye hedefimiz, onlarca yıl süren kanlı oyunları bozarken; Terörsüz Bölge vizyonumuz ise Türkler, Kürtler, Araplar ve Farslar arasında ayrım yaratmak isteyenlerin planlarını boşa çıkarıyor. Suriye’nin kuzeyinde ve son olarak İran çevresinde yaşananlar, ortaya koyduğumuz stratejik vizyonun doğruluğunu bir kez daha gösterdi. Birliğimiz güçlendikçe, kardeşliğimiz pekiştikçe, silahlar ve şiddet geride kaldıkça kazanan ülkemiz, milletimiz ve bu coğrafyanın tüm halkları olacak. Vatandaşlarımız bundan şüphe duymasın.


Bu topraklarda binlerce yıldır birlikte yaşıyoruz. Sevinçlerimiz de acılarımız da ortak. Birlik ve beraberlik içinde, bölgemizde barışın, kardeşliğin ve sevginin dilini yükseltmeye devam edeceğiz. Nevruz’un başta milletimiz olmak üzere tüm bölge halklarına huzur ve bereket getirmesini temenni ediyorum. Tüm vatandaşlarımızın Nevruz Bayramı’nı kutluyorum, bu anlamlı günün aramızdaki dostluğu daha da güçlendirmesini diliyorum.


Küresel düzen, 2008 krizinden bu yana büyük bir dönüşüm içinde. Bu değişim, dört ana başlıkta; teknoloji, veri ve yapay zeka yönetimi, üretim ve ticaret zincirleri ile enerji kaynakları üzerinde yoğun bir rekabet doğuruyor. Dünya çok kutuplu bir yapıya evrilirken, yeni güç merkezlerinin kim olacağı sorusu da önem kazanıyor. Bugün karşılaştığımız sorunların temelinde de bu sorular yatıyor.


"YENİ DÖNEMİN ZORLUKLARINA TÜRKİYE OLARAK HAZIRIZ"

Bir asır önce olduğu gibi, yeni dünya düzeninin merkezinde yine bizim bölgemiz var. Geleneksel ittifaklar dağılırken, benzer tehditlere karşı yeni iş birlikleri öne çıkıyor. Türkiye olarak bu yeni dönemin getirdiği kriz ve çatışmalara güçlü bir şekilde hazırlandık. Enerji arz güvenliğimizi artıracak adımlar attık, kaynak çeşitlendirmesi ve yerli üretim projeleriyle altyapımızı güçlendirdik.


Ulaştırmada ise büyük başarılara imza attık. Londra’dan Çin’e kadar uzanan demiryolu ulaşımı, ülkemizde hayata geçirilen köprüler ve tüneller sayesinde mümkün oldu. İstanbul Havalimanı, bayram tatilinde 5 bin 871 uçuş ve 874 bin yolcuyla rekor kırdı. Tüm havalimanlarımızda toplamda 2,5 milyondan fazla yolcuya hizmet verildi; demiryollarımız ise yaklaşık 2,5 milyon yolcu tarafından kullanıldı.


Bankacılık ve finans sektörümüzü beklenmedik şoklara karşı daha dayanıklı hale getirdik. 47 ülkeyle Yüksek Düzeyli İşbirliği Konseyleri kurduk. Afrika ve Latin Amerika gibi yeni pazarlarda ticari ve insani ilişkilerimizi geliştirdik. Sanayide ise 182 organize sanayi bölgesi ve 85 teknopark açarak üretim altyapımızı güçlendirdik.


"GÜVENLİK ÇEMBERİMİZİ SINIRLARIMIZIN ÖTESİNE TAŞIDIK"

Savunma sanayinde elde ettiğimiz başarılar ise uluslararası literatürde örnek gösteriliyor. Tüm zorluklara ve ambargolara rağmen, insansız hava araçlarından füzelere, elektronik harp sistemlerinden hava savunmaya kadar birçok alanda yerli ve milli üretimle önemli atılımlar gerçekleştirdik. Ayrıca güvenlik anlayışımızı da değiştirerek, ülkemizin güvenlik çemberini sınırlarımızın ötesine kadar genişlettik.


Yunus Emre’nin sözleriyle ifade edecek olursak, "Dirildik, pınar olduk. İrkildik, ırmak olduk. Artık denize dolduk. Taştık, elhamdülillah." Biz de engelleri birer birer aşıp, ülkemizi bugünlere getirdik. Darbe girişimlerinden sokak olaylarına, terör saldırılarından salgın ve depremlere kadar her türlü badireyi en az zararla atlattık. Artık kendi önceliklerimizi belirliyor, kararlarımızı özgürce alabiliyoruz. Bu kazanımların arkasında vizyoner adımlarımız var.


"KURULAN TUZAKLARA KANMIYORUZ"

Türkiye, hem bölgesinde hem dünyada ağırlığını hissettiren bir ülke konumunda. Doğruya doğru, yanlışa yanlış diyebilme iradesini gösteriyoruz. 28 Şubat’ta İran’a yönelik İsrail baskısıyla başlayan saldırılar sonrasında da bu duruşumuz daha çok konuşulmaya başlandı. Türkiye, bölgesini kana bulayan gelişmeleri en başından doğru analiz eden ve devlet aklıyla hareket eden ülkelerin başında geliyor. Tarih boyunca hiçbir tuzağa düşmedik, bugün de soğukkanlı ve dikkatli bir şekilde, kardeşlik hukukunu gözeterek ilerliyoruz. Amacımız, ülkemizi bu ateş hattının dışında tutmaktır.


"BÖLGEDE YIPRATMA SAVAŞI İSTEMİYORUZ"

Bölgede yaşanan savaşın, ülkeler arasında bir yıpratma mücadelesine dönüşmesini kesinlikle arzu etmiyoruz. Çünkü savaşın etkileri sadece yıkılan şehirlerde değil, insanların zihin ve kalplerinde de derin yaralar açıyor. Özellikle Körfez’deki misillemeler, nefreti ve öfkeyi artırarak kardeş toplumlar arasında yeni ayrılıklara neden olabilir. Buna izin verilmemeli.


Çatışmalar uzadıkça, yeni sorunlar da ortaya çıkıyor. Dünya enerji ticaretinin önemli bir kısmının geçtiği Hürmüz Boğazı’nın kapanması, küresel ekonomide büyük dalgalanmalara yol açtı. 28 Şubat’tan bu yana petrol fiyatları yüzde 40 arttı, bazı ülkeler yakıt tüketimine kısıtlama getirirken, okulları tatil etme yoluna gitti. Artan maliyetler karşısında, savaşın bir an önce sona erdirilmesi çağrıları güçleniyor.


"BU SAVAŞIN FATURASINI 8 MİLYAR İNSAN ÖDÜYOR"

Son 25 gün, savaşın başta İsrail’in çıkarları için sürdürüldüğünü, ancak bedelini tüm dünyanın ödediğini gösterdi. Netanyahu’nun şahsi ikbali için yürütülen bu savaşın ceremesini 8 milyar insan çekiyor. İsrail hükümeti, insanlık ve bölge barışı adına artık durdurulmalı. Tüm ülkeler bu konuda cesur ve kararlı bir tutum sergilemeli. Daha fazla kan dökülmeden, yeni düşmanlıklar oluşmadan, küresel ekonomi daha fazla zarar görmeden diyalog kanalları açılmalı ve müzakerelere hızla başlanmalıdır. İsrail’in uzlaşmaz ve radikal tutumunun diplomatik yolları tıkamasına izin verilmemeli. Dünya barışı için hiçbir ülke İsrail’in çıkardığı yangına körükle gitmemeli. Türkiye ise barış, adalet ve istikrar için tüm imkânlarını seferber etmeye devam edecek.


"İÇİŞLERİ BAKANLIĞI'NA GEREKLİ TALİMATLARI VERDİK"

Son günlerde araç sahiplerinin şikayetlerine yol açan plaka, görüntü ve ses sistemleriyle ilgili uygulamaların vatandaşlarımızı mağdur etmemesi için İçişleri Bakanlığı’nı hassas şekilde görevlendirdik. Ayrıca, İran’daki savaşın piyasalarda yarattığı dalgalanmaları da yakından izliyoruz. Petrol fiyatlarındaki ani artışın elbette Türkiye’ye de ekonomik yansımaları oluyor. Bu küresel kriz karşısında vatandaşlarımızı korumak için Eşel Mobil gibi çeşitli tedbirleri devreye alıyoruz.


Bir kez daha vurgulamak isterim ki, Türkiye ekonomisi, bu tür beklenmedik şoklara karşı tarihinde hiç olmadığı kadar güçlüdür. Hiç kimsenin bu konuda endişesi olmasın. Unutulmamalıdır ki, Türkiye’nin bugün ulaştığı seviyenin temelinde istikrar ve güven ortamı yatıyor. Siyasette güveni ve istikrarı koruduğumuz sürece, her türlü zorluğun üstesinden gelebiliriz. Ancak, bu alanda bir zafiyet yaşanırsa, hep birlikte sıkıntı yaşarız."