CIA’in eski Ulusal İstihbarat Konseyi Başkan Yardımcısı Graham Fuller’in, 29 Ocak’ta Kanada’da yaşamını yitirdiği bildirildi.
Ortadoğu ve Güney Asya’da yürüttüğü çalışmalarla ve ‘Ilımlı İslam’ yaklaşımına verdiği destekle tanınan Fuller, Türkiye’nin de yakından bildiği bir isimdi.
1978’e kadar Kabil’de CIA İstasyon Şefi olarak çalışan Fuller, Soğuk Savaş’ta ABD’nin anti-komünist politikaları kapsamında devrimci hareketlere karşı ‘ılımlı İslamcı’ akımların desteklendiği Yeşil Kuşak Projesi’nin önde gelen isimleri arasındaydı.
1982’de Ortadoğu ve Güney Asya’dan sorumlu CIA Ulusal İstihbarat Subayı olarak görevlendirilen Fuller, CIA’de Almanya, Türkiye, Lübnan, Suudi Arabistan, Kuzey Yemen, Afganistan ve Hong Kong gibi ülkelerde kritik roller üstlendi.
1961-1987 yılları arasında CIA’de çeşitli üst düzey görevlerde bulunan Fuller, daha sonra yaklaşık 30 yıl boyunca RAND Corporation’da baş analist olarak çalıştı.
‘Ilımlı İslam’ kavramı ve Fuller
Fuller, ABD’nin Türkiye ve Ortadoğu politikalarının geliştirilmesinde etkili oldu ve ‘Ilımlı İslam’ terimini siyasal literatüre kazandıran isimlerden biri olarak öne çıktı.
‘Yeni Türkiye Cumhuriyeti’ isimli kitabı nedeniyle, AKP’nin bir dönem sıklıkla kullandığı ‘Yeni Türkiye’ ifadesinin de yaratıcısı olarak anıldı.
Fuller, bir dönem Müslüman Kardeşler’i ve kendi tanımıyla ‘Gülen hareketi’ni Ilımlı İslam modeli kapsamında değerlendirdi. Fethullah Gülen’in ABD’de oturma izni almasına destek olmak için referans mektubu yazdığı bilinen Fuller hakkında, 15 Temmuz darbe girişimi sonrası Henri Barkey ile birlikte yakalama kararı çıkarılmıştı.
Son yıllarını Kanada’da geçiren Fuller, Simon Fraser Üniversitesi’nde dersler veriyordu.
Fuller’in ‘Yeni Türkiye Cumhuriyeti’, ‘İslamsız Dünya’, ‘Siyasal İslamın Geleceği’, ‘Türkiye ve Arap Baharı’ gibi kitaplarının yanı sıra, Henri Barkey ile birlikte kaleme aldığı ‘Türkiye’nin Kürt Meselesi’ başta olmak üzere çok sayıda eseri bulunuyor.
Türkiye hakkında öngörüleri
Gazeteci Merdan Yanardağ, Ümit Özdağ’ın 2004’teki bir yazısına atıfla, Fuller’in 2000 yılında Türkiye’ye dair yaptığı şu değerlendirmeleri aktarmıştı:
“Türkiye, yakın gelecekte iki partili bir sisteme yönelecek. Ekonomik kriz, iktidar partilerinde büyük bir sarsıntı yaratacak. Fazilet Partisi’nden kopan bir grup ılımlı İslamcı, geniş tabanlı bir siyasi oluşum kuracak. Bazı önemli siyasetçiler bu yeni oluşuma katılacak ve bu hareket büyüyerek iktidara gelecek. Ilımlı İslamcıların yanında, İslami söyleme aykırı olmayan ılımlı sol bir parti de Meclis’te yer alacak.”



















